31 Mart 2011 Perşembe

Ellerin Dert Görmesin Sebahat...

En çok da Hakkı Devrim`in yüzünü görmek isterdim Sabahat Tuncel`in haysiyetini  eğilir bükülür sözcüklerle sorgulamıştı bir yazsında. Öylesine öfkeliydi ki, şu satırları kaleme almaya çekinmedi.  

Panzerler Yargılansın

 
İnanılmaz bir olay, Sebahat Tuncel  bir polis memuruna tokat atmış. Vay “vatan hani” devletin “masum” emir kulu olan,`, üstelik bir yanı Kürt, bir yanı Arap, karısı ise Türk olan bir mozaiğe kıymış, vay “bölücü” vay.
 
Ne var kendi kendime konuşuyorum. Kaç kişi Sebahat!Tuncel`e bunları söyledi diye düş kuruyorum. Gerçi bu kadar kibar olmamışlardır,  ama  ben  cümle oportünistliği yaptım.
 
Tabi bir de benim gibi eline koluna sağlık. İki gözümsün diyenler var. Ah birde hafiften ıskalamasaydı o tokat çok güzel olacaktı.  Yıllardır kulağımızı tırmalayan “Osmanlı tokadı yedin mi hiç” sözüne  iadeyi  tokat oldu bu.
 
En çok da Hakkı Devrim`in yüzünü görmek isterdim Sabahat Tuncel`in haysiyetini  eğilir bükülür sözcüklerle sorgulamıştı bir yazsında. Öylesine öfkeliydi ki, şu satırları kaleme almaya çekinmedi.  
 
“Türker Alkan dün, benim de adını yeni öğrendiğim Kürt siyasetçisi bir hanımdan söz etti: Sebahat Tuncel. Partilerdeki iki eşbaşkandan birinin kadın olması iyi. Benim için siyasetçi Kürt kadınların en güzeli ve faydalısı Aysel Tuğluk’tur, biliyorsunuz. Sebahat Hanım bana, siyasetçi tavırlarıyla tüylerimi ürperten Leyla Zana ile Emine Ayna’yı hatırlatıyor.
Haysiyet Türkçe’de üç kelimeyle tarif edilebilen bir kavramdır: Şeref, onur ve itibar ile.
Haysiyet kavramı bizim dünyamızın da nâdide mücevherlerinin başta gelenidir. Ona özlemimiz işe haysiyyet-i insâniyye’ye ulaşmakla başladı; haysiyyet-i millîyye’yi edinmenin mücadelesiyle meşgulüz. Bu noktada en büyük yardımcımız ancak haysiyyet-i siyâsiyye olabilir. ``(25/04/2010 Radikal Hakkı Devrim)   
 
Eminim Sabahat Tunceli`n tokadını en çok Hakkı Devrim yüzünde hissetti. Oh olsun…
 
Boşuna şiddeti savunuyorsun demeyin. Bengi Yıldız`ın elinde sıktığı taş olmayı ve hedefe ulaşmayı çok isterdim.
 
Allah aşkına bütün kimliklerinizden sıyrılıp sadece  insan olarak bakın. Siz olsaydınız her gün sokaklarınızda panzerler kar maskeli adamlarca vızır vızır gezdirilseydi, anneniz- babanız gözünüzün önünde coplansaydı genzinizi biber gazı yaksaydı panzeri taşlamaz da ne yapardınız?   Ne var?  Bu şiddet mi? Size göre öyle olabilir,  fakat bana göre taş atmak hiçbir şekilde şiddet değil… Oyala, vaatte bulun, beklet taktiği ile devam ederse AKP, siz de,  ben de Bengi Yıldız gibi avucumuzda taş sıkacak, “bıçak nasılsa kemiğe dayandı” diyerek taş fırlatacağız. Bir şey istemiyoruz.  Doğuştan aldığımız haklarımız gasp edilmiş, onları geri almaya çalışıyoruz. Ve ne yaman çelişkidir ki, gaspçılardan istiyoruz bunu. İşin en ironik yanı ise biz hırsızı bırakmak istiyoruz, ama hırsız bize yapışmış bırakmıyor. 
 
Panzer demişken, Osman Baydemir`in  panzerin üzerine çıkıp zafer işareti yapması Kürtlerde sevinç yarattı. Ne garip bir halkız, o katil panzerin üzerine çıkmayı bile bir zafer sayıyoruz. Bana göre bu bir zafer değil. Orada panzer değil de bir kamyonet olsaydı Baydemir, onun üstüne çıkacaktı. Hatta bir işportacının el arabası bile olsa onun üstüne çıkacaktı.
 
Belki fazla duygusal bakıyorum olaylara, ama Baydemir`in “bizim burada bulunan polislerle bir sorunumuz yok.  Bizim derdimiz Ankara ile” demesi içime dokundu. Hele hele bu “belediye aracı nasıl benimse, panzerde benim” sözüne hiç anlam veremedim. Evet bizim vergilerimizle alınıyor o iğrenç savaş aleti. Kurşunun bizim vergilerimizle alınıp çocuklarımızı öldürdüğü gibi, kurşunu sıkanların maaşları da bizim vergilerimizle ödeniyor. Kurşunu ve kurşun sıkanları ne kadar sevmiyorsam,  panzer denilen o katili de o kadar sevmiyorum. 
 
Panzer hepimizin belleğine çocuklarımızı ezen demir yığını olarak kazındı. Hangimiz o lanet panzerin arkasına bağlanıp kasabalarda, köylerde şehir merkezlerinde sürüklenen gerilla cesetlerini unutabildik? O panzer asla bizim olmadı. Bizim olsa katilimiz olmazdı.
 
Adalet komisyonu kurulsa panzerleri de yargılayın diye dilekçe vereceğim o komisyona.
 
Gayet ciddiyim, o panzerler, o katiller canım toprağın bağrını çiğnemesin artık.
 
Osman Baydemir`in, tam tersini düşünüyorum, bizim polislerle ve panzerlerle sorunumuz var.
 
Hatta halk olarak yüz binlerce dilekçe ile  Panzer ve polislerin travmadan kaynaklı psikolojik sorunlar yarattığını, tahrik unsuru olduğunu (ki öyleler)  belirten dilekçeler vererek,  yargıyı bloke edebiliriz. En demokratik ve zararsız eylemdir bu. Ne yani panzer ve kar maskeli adam görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
 
Ortadoğu yeniden yapılanırken, köşe yazarlarının satır aralarına sinen mesajlardan anlaşılıyor ki diğer üç parçadaki Kürtler birleşse de Türkiye parçası üniter yapının içinde kalacak. İyi, güzel, hoş; sevinip düğün bayram ediyorsunuz. Panzer ve kar maskeli adamlarla daha ne kadar Kürtleri zapturapt altında tutacağınızı sanıyorsunuz? Birliktelik ancak eşit koşullarda olmaz mı? Eşit miyiz? Bize panzer, cop ölüm, sürgün ve zindan düşerken  “sen kardeşimsin, kız alıp vermişiz” masalı okumak pek inandırıcı değil.
 
Yine dağıttım konuyu…
 
Ez cümle demem o ki  bütün Kürtlerin ve ezilenlerin havaya kalkan, ama bir türlü inemeyen eli oldun Sebahat . Bir yanağına tokat atana diğer yanağı çevirme zamanının geçtiğini gösterdin.  Ellerin dert görmesin.
 
Gerçekten panzerler yargılansın değil mi?
 
 
hasretbirsel@hotmail.fr
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir 

Hiç yorum yok: